Related Posts with Thumbnails
""Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn 21/87" "i must not fear. fear is the mindkiller. fear is the little death that brings total obliteration. i will face my fear. i will permit it to pass over me and through me. and when it has gone past i will turn the inner eye to see its path. where the fear is gone there will be nothing. only i will remain."

11 Şubat 2009 Çarşamba

Leaf by Niggle


Türkçeye 6:45 yayınevi tarafından "masallar"(allah davul etsin, o nasıl bir isim tercihinasıl bir tasnif~) adı altında kazandırılan kitapta; Wotton'lu Demirci ve Giles'in masalsı hikayeleriyle birlikte kitabın sonuna Niggle gibi naif bir biçimde kıvrılmıştır. Sübjektivitenin zirvelerinde kanat çırpan hümanist bir atmaca( :) ) olarak, hikayenin kişisel maceramda tekabül ettiği ruhi bayırlara değinmeden geçemeyeceğim;

Efendim, yaşlı komşusunu memnun etmeyi beceremeyen genç bir ressam olan Niggle; Aslında inanılmaz sıradan bir insandı. o kadar sıradandır ki ben bile yanında Danimarka kralı gibi dururum. Neyse, bu genç adamın gizli bir sırrı vardır. Sır dediysem, supernatural bir hadise değil efenim. Evinin yanında ki deposunda yaptığı devasa bir resim. Lakin bitmeyen bir resim. Hikâye ye adını veren yapraklar, resmin kıyısında, sol ufka uzanan, ormana dikkatleri çekmek için yerleştirilmiş gibi duran ağacın yapraklarıdır. Fakat Niggle bir yaprak için haftalarca uğraşır. Bitmez tabi, `masiva` yakasını bırakmaz Niggle'ın. Kör olasıca dünya ve onun üstünüze dökülen toprağı... Komşusu bay Parish (ironiye gel hanım) ve belediye başkanı bizim Niggle'ın yakasını bırakmaz. Her daim çıkmak zorunda olduğunu bildiği yolculuğa çıkması için belediye başkanı baskı yapar. en sonunda resmini daha bitiremeden -bitiremeden diyorum, lakin o hali bile muhteşem- tası tarağı toplar. Miyazaki üstadın meşhur yeşil dağların kalbini arsızca delen ve bunu yaparken homurdanan kara treninin esin kaynağı gibi duran bir sahne ile beklendiği yere gider. Orada gri elbiseler içinde gece ve gündüz, yalnızca çalışır. Bir ara eski komşunu görür gibi olur. Ne kadar o garip yerde kaldığını kestiremez. Fakat, nedeni ve niyesi meçhul çalışma bittiğinde, kara tren onu dağların azametle yükseldiği bir yerde öylesine bırakır. Önündeki küçük patikadan zirveye tırmanır. ve .................

Ve’sini kitapta okuyun derim. Hikaye kişisel olarak:

Doğum, ölüm, araf, hesap günü ve cennet, cehennem kavramlarını en güzel biçimde anlatan eser kanaatimce. Bir başka açıdan oğlu christopher'den öğrendiğimiz kadarıyla babasının mükemmeliyetçiliğini ve Middle Earth'ı yazarken çektiği fikri ıstırabı da yansıtıyor. Bir diğer yorum ise Tolkien'in dindar bir insan olmasından ötürü, dünya hayatına dini zaviyeden yaptığı bir nazariye olarak ta yorumlayanlar var. Öylesine dindar deyince laf-ı güzaf zann edilmesin. Zira; ahretliği Clive Staples Lewis’in* Tolkien’le tanışmadan önce ateist olduğu, sonra sofu kankasının etkisiyle dindar biri haline geldiği bilinir. C.S. lewis’ in aksine alegoriden nefret ettiği söyleyen Tolkien yalnızca bu eseri için, bu minvalde bir yorum, yahut kanaat bildirmemiş olması ise eserin pek çok açıdan okumaya müsait bir yapıda olduğunu ortaya koyar.

Her ne kadar hikayenin finali agnostik bir mistisizme kapı aralar gibi dursa da, aslında işret ettiği ölçüde arifane bir yorumu barındırması, 10 küsur sayfalık bu kısa hikayeyi eşsiz kılar.

Eser alegori çerçevesinde dahi ele alınmadığında, şaşırtıcı bir biçimde insanı saran bir akışta kurguyla, okuyanın zihnin derinliklerinde manevi bir tat sunar. Hayatın değerlendirmesi noktasında ise; insana nihayetin, gözlere saklı, ruha aşikâr bir hiçlik olduğu vurgusuyla, nafileliğin kederli bir duygudaşlık değil, vecdle tadılması gereken coşku olduğunu hatırlatır.




Kaynak: Sübjektivite sıradağları.


MusicPlaylist
MySpace Music Playlist at MixPod.com


_________________________
* Aslan, Cadı ve Dolap'ın yazarı, hidayete ermesi ile edebiyat çevresinde sıkı bir ahlakçı olarak tanınırdı. eserlerinin bir kısmı - belli bir dönemde sonra tabii- hırıstiyan teolojisi ışığında okumaya meyyaldir.

http://www.tolkienlibrary.com/tolkiencovers/DSC01016.jpg

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Miğferimi cilalıyorum gibi görünüyor ama çaktırmadan da seni kesikliyorum. Sen usulca yorumunu bırak. Arkanı dönünce miğferi, üstüpüyü fırlatıp ne yazdığına bakacağım... hehe.

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu