Related Posts with Thumbnails
""Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn 21/87" "i must not fear. fear is the mindkiller. fear is the little death that brings total obliteration. i will face my fear. i will permit it to pass over me and through me. and when it has gone past i will turn the inner eye to see its path. where the fear is gone there will be nothing. only i will remain."

12 Haziran 2011 Pazar

Simülatif demokrasi





Lacuna Coil sizin için terennüm eyliyor;  heavens a lie


dünya demokratik kültürüne paralel, ne çok iyi ne çok kötü olan yönetim biçiminin, türk toplumunda ki geleneği.

dünyadaki örneklerinden ne çok ileri ne de çok geri dedik, zira demokrasi "ehlileştirilmiş orman düzeni"nden hallicedir. ulu önder, büyük insan, örnek şahsiyet, platon çelebinin'de politea adlı eserinde zikrettiği demokrasi hukuk düzgün işletildiği takdirde, diğer yönetim biçimlerinden efdaldir. hukuk düzgün işlediği takdirde, monarşi, oligarşı/aristokrasi, demokrasi şeklinde bir sıralama tercih ederken, hukuk işlemediği takdirde tam tersini önermektedir. platon reyiz'e göre demokrasi, hukuk düzgün işlemediği takdirde, plesibiteryen demokrasi, demokrasinin ehven-i şer olduğunu ifade eder. filhakika o filozofların, kral; kralların da filozof olması gerektiğini ifade eder. syrakuza tecrübesi ile bunun mümkünatının imkan dahilinde olmadığını görünce hayal kırıklığına uğradığında yönetim biçimlerinin temel amacının "tiranlığa dönüşmemek" olduğunu söyler. tiranlık konusunda ki takıntısı, hocası ve sevgilisi sokrates'in idamında yaşadığı travma olsa gerek.

her ne ise demokrasinin orman kanununundan hallice olduğunu ifade ettik. çünkü, orman kanunun ilk ve tek maddesi güçlü olanın galip gelmesidir. demokrasi tabiatı itibarıylede çoğunluğun galebe gelmesi gibidir. fakat problem şudur ki, galip gelen çoğunluk değil, çoğunluğun icazetini alandır. ha keza türk demokrasisi de bu şiar üstüne binadır. çok basit bir örnek olması hasebi ile;

seçim yardımı hususu bu vaziyeti tasvir eder boyuttadır. seçim yardımı. 1961 anayasasında yer almamasına rağmen, 1971 yılında yapılan parti kanunundaki değişiklik ile husule gelmiştir. keza 1982 anayasasında da seçim yardımı kavramı yer almamış. ulusu hükümeti zamanında dillendirilmiş. ama 1995 yılına kadar var olamamıştır. demokratik sistemin desteği ve güvencesi gibi görünse bile sistemin işleyişi "bir önceki seçimlerde alınan oy yüzdesi nisabında" olması demokrasinin doğurduğu adaletsizliğin, yardım esası ile katlanması demektir. %10 barajını aşan partiler oyları yüzdesi nisabında, %7 oranında oy alan partiler ise bir miktar seçim yardımına hak kazanmaktadır. yani güçlü olan partiyi daha güçlü, zayıf olan partiyi ise daha zayıf hale getirmek esasına dayalı. bu noktada türk demokrasisi emsallerini aratmaycak derecede adaletsiz olmayı başarabilmiştir.

bu noktada demokrasinin ve bilhassa türk demokrasisinin karakteristik bir özelliğ olan "avam/ayaktakımı"nın safiyetinin testi mahiyetindeki hakim ifadelere seçim yardımının emsal teşkil etmesi son derece ironik olsa gerek. zira her dönem, %10 barajının anti demokratik olduğu beyanatının kuvveden fiile geçememesi yalnızda siyasal bir handikap değil mali bir yükümlülükte doğurur. mali yükümlülükten kasıt %10 barajı kalkması halinde seçim yardımından faydalanacak partilerin yükü değil, mevcut seçim yardımından oyları yüzdesi nisabında faydalanan partilerin alternatif maliyetinin katlanacak olmasıdır. bu çerçevede, türk demokratik hayatının temel ifadelerinden olan seçim yardımı, hali hazırda demokratik düzenin "anti demokratik" bir çizgide kalması ve devam ettirilmesi üstüne kurulu. demokratik söylemin temel mottosu "eşitlik ve adalet" ise bu şartlar altında bir çeşit simülasyondan fazlası değil. monarşide monarchın özgürlük ve adalet tekelinde iken, demokraside, güçlü olanın tekelindedir.


özgürlük ve adalet, yönetim biçimlerinin garantörlüğü altında vücut bulamıyor ise nerede ulaşılabilir? pek tabi, zengin-fakir, güçlü-güçsüz ayırt etmeyen, eşit ve adil olan bir yapı ile mümkündür. şu haliyle monarşi gibi görünse bile, monarşide cahil ve eğitimsiz halkın karar alma sürecine katılması olası değildir. arada sırada muhattap alması hasebiyle, demokrasi cahil ve eğitimsiz halkın karar alma süreçlerine, simülatif ve minimalist katılım sağlayabilmesi bağlamında ehveni şerdir.


peki ya gerçek adalet ve özgürlük. eheh yalnız öldüğümüzde gerçek adalet ve özgürlüğe kavuşabiliriz. zira, böcekler yemeğini zengin ya da fakir diye ayırt etmeyecek kadar kadar kalenderdir. çok ironik ama:

yaşasın özgürlük, yaşasın adalet!


(bkz: plesibit)

(bkz: adalet)

(bkz: özgürlük)

(bkz: simülasyon)

(bkz: keyfe ma yeşa)

(bkz: yığınların namusu)


not: iş bu post ysk nın 30/12/2008 tarih ve 341 sayılı kararının emsal teşkil etmesi hasebi ile seçim yasaklarına muhalif bir ifadeye haiz değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Miğferimi cilalıyorum gibi görünüyor ama çaktırmadan da seni kesikliyorum. Sen usulca yorumunu bırak. Arkanı dönünce miğferi, üstüpüyü fırlatıp ne yazdığına bakacağım... hehe.

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu