Related Posts with Thumbnails
""Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn 21/87" "i must not fear. fear is the mindkiller. fear is the little death that brings total obliteration. i will face my fear. i will permit it to pass over me and through me. and when it has gone past i will turn the inner eye to see its path. where the fear is gone there will be nothing. only i will remain."

2 Şubat 2011 Çarşamba

Birruh Biddem Nefdik Ya Saddam

Kalabalıkaların sembollere ihtiyacı vardır


    Özgürlük ve Ekmek. Maltus ve Marks kadar birbirine uzak  şeyler. Robert Malthus'un Nüfus teorisine karşılık olarak Marks dünyanın yeterince büyük ve üretilebilecek potansiyel gıdanın yeterli olacağını söylemişti. Keza egemenlik alanında Rousseau'cu toplum sözleşmesi kuramına'da benzeri eleştiriyi getirmişti. Dünya yeterince büyük ve herkese yeter Rousseau'ya göre ilk devlet; bir salağın bir parça toprağı çitle çevreleyip burası benimdir demesi ve bir başka salağın bunu yutması ile başlamıştır. Çünkü iyi yerleşim koşullarına sahip alanlar sınırlıdır fakat herkes iyi yerleşim alanlarını ister. Onları uzak tutmak  egemenliğin ilk basamağıdır der. Benzeri şekilde Marks'tan cevap gelir; buna luzum hissedilmeyecek denli büyük bir dünya var!

     Aslında Tunus, Ürdün ve Mısır'da olanları anlamak için derin analizler, sosyal-ekonomik modeller üstünden çözümleme yapmaya gerek yok. Bir şeyi anlamak için  her zaman basitliği muteber yaklaşım olarak görürüm. Kuzey afrikada olanlar içinde bezeri yaklaşım gütmek vaziyeti anlamak için kafi.


        Irak'lı araplar yıllar önce böyle bağırmış, Körfez savaşında. Birruh  Biddem Nefdik Ya Saddam! Sonra da ilmeği geçirip hemen teşekkür videosu hazırlamışlardı .   Enver Sedat suikastından sonra Hüsnü Mübarek başa geldiğinde de benzeri coşkuyu, Sedat'ın halefine göstermişlerdi. Enver Sedat, Champ David Sözleşmesinden  sonra kahraman ilan edilen Enver Sedat; öldükten sonra zalim firavun olarak ilan edildi. Ki kendisi "Zalim" Kral Faruk'u deviren Hür Subaylar'dandı.  

       Lafı çok uzatmaya gerek yok. Eğer Malthus'un teorisi doğru olsaydı, diktatörlükler ya da demokratik oligarşiler makul sayılabilirdi. Ama bunun geçerli olmayacağını anlayabilecek kadar coğrafya, biyoloji ve botanik bilgisi liselerde veriliyor. Buna rağmen niye böyle rejimler kendi kendini tekrar eden zorbalıkları yaratıyor? Halklar niye tiranları alkışla çıkardıkları tahtlardan, yumrukla indirmeye çalışıyor? 


        Basitçe değerlendirmekte fayda var. Yapı içersinde varolmak için, parçalarına sahip olabilmek için; meşru otoriteden mikro ya da makro pay sahibi olabilmek için;  Hobbes'çu bir toplum sözleşmesi, tek tek bireylerin zayıf olduğu ama birlikte bir deniz canavarına "Leviathan"a dönüştüğü bir duruma geçmek insanlığın en büyük icadı. Bu durumun seyrinin  göstergesi Gini katsayısı. Bu bize toplumlarda gelir dağılımı seviyesini gösteren rakamsal bir araç. Bu sayı; 0'a yaklaştıkça "adil",1'e yaklaştıkça "adaletsiz" gelir dağılımından söz edilir. Burada önemli olan nokta da bu. Milli gelirden hanği kesimlerin ne kadar pay aldığı, bu payların birbirine, nufus/gelir oranı çerçevesinde yakınlığı.  Halk isyanlarına sahe olan bu ülkelerde, ortalama Gini Katsayısı, 0,70'den fazla. Kabaca bir ifade ile; milli gelirin %70'lik kısmı, nufusun  %30'unun elinde. Bu dengesizlik, kamuda rüşvetin, özel sektörde corny capitalismin önüne geçilemediği, zedağanların ve zadeganlığın teşvik edildiği  toplumlarda isyanlar  neredeyse doğal bir sonuç.
High Scores resetlenmiş olmasın?

         Yerli boyalı basının işi "Mavi Marmara" ve "behlüllü Türk dizilerine" bağlaması ise çok safça. Ya da hükümetin avucundan biraz daha fazla arpalanmak.. Tabii olarak etkileri tartışmasızdır. Lakin bir itki güçten ziyade temel unsurunun "açlık" olduğu isyanları açıklamaktan uzaktır. Bayağı bir teşbih olsa bile; "aç köpek, fırın duvarı deler" durumu izah etmekte kafi. Pek tabi "özgürlük"   hususunda rahatsız olan insanlar da vardır ,muhakkak. Fakat bu  insanların, meydanlarda toplananların çoğunluğunu teşkil ettiğini düşünmüyorum. Aslına bakarsanız; demokrasi, özgürlük, hukuk, bunlar dünyada kimsenin ciddiye almadığı ama işe yaradığına inandığı şeyler. Zira tarih boyunca insanlar yalnızca güç sahibi olmadıklarında özgür olmadıklarını düşünürler. Aç ve özgür, tok ve sorumlu olmaktan daha tercih edilir bir durum olduğu nadirdir.

        İnsanlar sistemden beslenmediği müddet,  gruplar, hizipler "güçten" pay almadığı müddet özgür hissedemez. Bu da isyan etmek; "özgürlük mücadelesi" vermek için yeterli sebeptir. Fakat sistemden beslenmeye başlayan bir grup güçlenir, güçlendikçe de daha  fazla ister. İşte, her adımda artan bir güç ,diğer grup ve insanların azaların gücü demek. Ekonomi ve hukuk düzeni, kurallı ve kapalı( kendi kendini tekrar üreten) bir yapı sunar. Bir çeşit kimya deneyi gibi. Maddeler, ortam basıncı ve sıcaklığı sabit iken ne çeşit bileşikler oluşursa oluşsun kütle hep sabittir. Yani kütle korunur. Modern dünya da gerek uluslararası politika gerek ülkelerin iç politikası değerler sisteminde sabit bir ivme ile öngörülebilir artışlar dahilinde sınırlı bir yapı sunar. İşte burada gruplar güçlendikçe diğerinin "istihkakını" gasp etmeye başlar. Bu da diğerinin önüne geçmesi veya kendi standardını stabil tutması için ya diğerini istikrarsızlaştıracak ya da onu saf dışı bırakacak bir çözüm üretmeye zorlar.  Bu "demokrasi"ye değer veren ülkelerde seçimle, bunların gereksiz olduğunu düşünenlerde ise "fiziksel baskı" aracılığı ile olur. Fakat ikisininde neticesi aynıdır. Bir grubun diğeriyle yer değiştirmesidir. 

      Arap dünyasında olanlar için "devrim" sözcüğü kullanılıyor. Devrim; sistemi, devrimin ideolojisinin araçlarıyla yıkıp yerine devrimin düzenini getirmek çabasıdır. Ama sisteme müdehale etmeden daha fazla  güç talep etmek için harekete geçmek devrim değildir. "isyan/saldırı/intifada" demek daha doğru olacaktır. Zira daha önce de olduğu gibi bir tiranı öldürüp yerine yenisini getirecekler. Bir süre durumdan memnun yaşayıp tekrar işler bozulunca sokağa dökülücekler. Önce kutsayıp sonra lanetleyecekler. Değişen tek şey isimler olacak.



__________________________________________________________________________________

     Not: Bunu bloğa postlamak için dün öğlen yazmıştım. Yollamaya fırsatım olmamıştı. Ama  Mübarek'in gece vakti yaptığı açıklama  üstüne Tahrir meydanındaki insanların "defol" diye bağırmaları her şeyi özetliyor aslında. %90 küsür oyla başa getirdikleri Mübarek'i şimdi parçalamak isteyen insanlar........... 

Ayrıca Al jazzera olayları canlı olarak takip etmekte.


Cia Factbook 2009'dan gini katsayıları haritası, hatalı veriler içerse de fikir vermesi için iyi bir örnek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Miğferimi cilalıyorum gibi görünüyor ama çaktırmadan da seni kesikliyorum. Sen usulca yorumunu bırak. Arkanı dönünce miğferi, üstüpüyü fırlatıp ne yazdığına bakacağım... hehe.

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu