Related Posts with Thumbnails
""Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn 21/87" "i must not fear. fear is the mindkiller. fear is the little death that brings total obliteration. i will face my fear. i will permit it to pass over me and through me. and when it has gone past i will turn the inner eye to see its path. where the fear is gone there will be nothing. only i will remain."

10 Ocak 2011 Pazartesi

Ya da her ne ise

 

(Rachmaninov- Elegy,Virtüöz ;Bohumír Stehlík)

   Su birikintilerinde yitip giden, yumuşak kar tanelerinin salındığı, kuru ayazın yakında burunları iyice kızartacağını haber veren gri bir hava vardı. Güneş şımarıkça kirli mavi bulutların arasından bir görünüp, bir kayboluyordu. Maundan kütüklerin çelik kasnaklarla birleştirildiği, aralarına meşeden  beşonlarla desteklerin konulduğu, tahminen üç adam boyundaki ağır kapının önünde bekliyordum. Muhafızların, bir yanlışım olması halinde; kartal tüyü okların artık sadaklarında durmayacağını hissettiren ses tonuyla kim olduğumu sorduklarında;


    -68. Süvari, Anorien’li Thebesius. 


           Dedim.  Ağır kapı açılırken prinç borazanlar adagio bir ritme başlamıştı. Kapı tamamıyle açıldığında, adagio yerini çoktan allegrettoya bırakmıştı. Allegretto ritimde borazanların sesi hatrı sayılır bir kalabalığı celb edecek raddede bir gürültüye ulaşmıştı.  Kalabalığın içinden mahçup bir biçimde ilerlerken , özenle örülmüş saçlarını sol omuzundan önüne doğru sarkıtmış bir kız elinde, çiçeklerden yapmış olduğu kolyeyi boynuma asmıştı bile. Bir an küçük hanımla akşam bir şişe rom eşliğinden  şarkılar terennüm edip, Caradras’ın etekleri kadar beyaz, Caradhras’ın yüreği kadar sıcak göğsüne uzanıp  huzur bulabileceğimi hayal ettim. Üstünde Tanrıça Themis’in narin bedeninin resmedildiği bakır bir freskin bulunduğu uluların meclisi, Yirmi İkiler Meclisinin kapısına kadar üstüme dökülen çeşit çeşit çiçek taç yaprağına aldırış etmeden ilerledim.  Kapıda krom zırhı ve boynundan sarkan altın sarısı şeridiyle  bekleyen Gözcünün önünde mizan duruşuna geçip;

     -İmparatorluk payitathtı doğumlu, Demirci Karanlık Eol ve  Fingolfin’in Kerimesi Aredhel’in oğlu, Anorien’li 68. Suvari Thebesius.

      Dedim. Gözcü Yirmi İkiler Meclisinin Şiltini verip ; “Ave! Morituri te Salutant!” dedi. Cevaben;

       -Est sularus oth mithas!

         Diyip, hükmümü beklemek için açılan açılan tanrıça freskli kapıdan içeri girdim.



▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬

        Aslında tam olarak böyle olmadı. Gül kurusuna boyalı binadan içeri girmeden metal dedektörlerinden geçip danışmadaki bıyıklı abiye evrakların nereye teslim edeceğini sordum.  Bana 2. Kattaki koridorun sonundaki odada bulunan köşeli gözlüklü teyzeye gitmem gerektiğini söyledi. Köşeli gözlüklü teyzenin yanına vardığımda “Ne arıyorsun sen burada” bakışı atıp, anlattı. Verdiği formları doldurup, getirdiğim diğer evraklarla 3. Kattaki “x” beye gitttim. X beye imzalatıp “ne arıyorsun sen burada” bakışı atan teyzeye götürdüm. Kurulla olan görüşmenizin yeri ve saati bir hafta içinde  “düble ve, düble ve, düble ve nokta falan filan nokta gov nokta tere” adresinden bildirilecektir, dedi. Sonra da eve gittim. Böylelikle beklemeye başladık.  

        Gerçek her zaman basit olmuştur. Yıllarca bunun için çalıştığınızın, her adımınızı bunun için güç, para ve zaman toplamak için attığınızın, o gün orada olmak için ne denli çaba gösterdiğinizin önemi yoktur. Sunduğunuz evrakların arasında sağlam bir kartvizit sunmanız dışında, alanında gerçekten uzman binlerce insanın arasından sıyrılmış ilk yüze girmiş olmanızın önemi yoktur. Birinci  olarak girdiğimde yasal bir “jokerim” olacağını, birinci olamazsam şansımın %40’dan az olduğunu bildiğimden belki ya da gerçekten yorulduğumdan dolayı bekleme stresinden ziyade hiçbir şey hissetmiyorum. Bunu büyük bir başarı addeden onca tanıdığımı da anlayamıyorum. Sonuç basit, ya birincisin, ya da hiç.

        Evet, evet; fuzzy logic, hem-hem de mantığı sonucun birden fazla tezahürü olduğunu söylüyor. Ama neticenin tek olduğu bir algoritma da sınırsız olan yalnızca yollardır. Basitlik sonuçlar için geçer kuram. Öleceğininizi biliyorsunuz. Bunun birden fazla yolu var. Ama netice tek. Bu kadar basit bir mantık üzerine kurulu bir süreç –yaşamı- içindeki her basamağında sürecin sonucundan daha karmaşık olmasını beklemek pek akıl karı bir hareket olmasa gerek. Ya da her ne ise işte...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Miğferimi cilalıyorum gibi görünüyor ama çaktırmadan da seni kesikliyorum. Sen usulca yorumunu bırak. Arkanı dönünce miğferi, üstüpüyü fırlatıp ne yazdığına bakacağım... hehe.

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu